Resesyonda Hangi Şirketler Daha Güçlü Kalır? Tarihsel Veriler ve Yatırımcı Rehberi

 

Resesyon döneminde güçlü kalan şirketler bireysel ve kurumsal yatırımcıları yakından ilgilendiriyor. Tarihte resesyon gerçekleşen dönemlere bakıldığında gücünü koruyan şirketlerin birçok yönden ortak özellikleri olduğu söylenebilir. Temel ihtiyaçlara yönelik hizmet sunan, borç oranı düşük olan ya da nakit akışı son derece istikrarlı olan şirketler resesyondan daha az etkilenmiştir. Özellikle sağlık, gıda, kamu hizmetleri gibi sektörlerin sektörde daha az etkilendiği söylenebilir.

Giriş

Ekonomik daralma dönemlerinde birçok yatırımcının aklını kurcalayan temel faktör konu hangi şirketlerin resesyondan daha sağlam çıkacağıdır. Resesyon dönemlerinde ekonomik büyüme yavaşlar. Aynı zamanda tüketici harcamaları da en aza iner. Böyle durumlarda ekonomik daralmalarda her şirket aynı şekilde etkilenmez. Resesyon döneminde güçlü kalan şirketler nakit akışlarını korur. Fakat bazı şirketler yüksek borç nedeniyle bu dönemde biraz daha ezilebilir. Ekonomik kriz dönemlerinde birçok benzer tabloyu görmek mümkün olur.

Resesyon Dönemleri Yatırımcılar İçin Neden Önemlidir?

resesyonda hangi şirketler daha güçlü kalır


Resesyon dönemleri yatırımcılar açısından birçok yönden önem taşır. Bu dönemlerde ekonomik faaliyetlerde yavaşlama şirket gelirlerinin düşmesine neden olur. Bunlara ek olarak tüketicilerin harcamalarında da ciddi azalmalar meydana gelir. Hisse senetlerinde sert dalgalanmalar kendini gösterebilir. Bu durum yatırımcılarda risk algılarını da değiştirebilir. Resesyon dönemi yatırımcılar açısından şu yönlerden önemlidir:

· Yatırımcı bu dönemde riskleri yeniden değerlendirebilir.

· Dayanıklı şirketler kendini ortaya çıkarır.

· Hisse fiyatlarında yeni fırsatlar ortaya çıkar.

· Sektörler arasındaki birtakım farklılıkları görme imkanı verir.

· Uzun vadeli yatırım stratejilerini test eden bir dönemdir.

· Portföy çeşitlendirmesinin de önemini artırmaktadır.

Her Şirket Resesyondan Aynı Şekilde Etkilenir Mi?

Her şirket resesyon döneminden aynı şekilde etkilenmez. Ekonomik daralmanın yaşandığı dönemlerde tüketici harcamalarının azalmasından kredi koşullarının daha sıkı hale getirilmesine kadar birçok konuda işletmeleri zorlayan bir süreç hakimdir. Bu durum şirketlerin resesyon karşısında aynı tepkiyi vermemesine neden olur.

Resesyon dönemlerinde sadece piyasa genelindeki düşüşlere bakmak yeterli değildir. Aynı zamanda şirketlerin finansal yapısının da ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor. Resesyon döneminde güçlü kalan şirketler ile zayıf şirketler arasındaki en temel farklılık sektörleridir. Gıda, sağlık, kamu hizmeti alanlarında faaliyet gösteren işletmeler bu dönemde daha güçlü kalır.

Bu Rehberde Neler Bulacaksınız?

Resesyon döneminde sadece hisse fiyatı düşüşlere bakmak yeterli olmamaktadır. Aynı zamanda şirketlerin finansal yapısı ve faaliyet gösterdikleri alanları da dikkate almak gerekiyor. Bu rehberde de resesyon döneminde güçlü kalan şirketler ve özelliklerini inceleyeceğiz. Resesyon şirketler üzerinde nasıl etki ediyor? Bu dönemde en dayanıklı sektörler hangisi gibi sorulara yanıtlar vereceğiz.

Resesyon Nedir?

Resesyon nedir, genel ekonomik faaliyetlerin yavaşladığı ve çeşitli sektörlerde zayıflamanın görüldüğü dönemlerdir. Ekonomik büyüme bu dönemde durur ve ekonomide küçülmeye gidilir. Şirketler hem satışlardan hem de karlılık açısından olumsuz yönde etkilenir. Bununla birlikte işsizlik alanında daha da artışlar görülebilir.

Resesyonun Tanımı

Ekonomik daralma dönemi olarak tanımlanabilecek olan resesyon bazı şirketlerin karlılık ve satış açısından zorlandığı bir dönemdir. Bu dönemde bazı şirketler resesyondan fazla etkilenmez. Bunun yanında bazı sektörler daha da olumsuz etkilenebilir. Resesyon için şu özelliklerden bahsedebiliriz:

· Ekonomik büyüme bu dönemde yavaşlar.

· Tüketiciler harcamalarını büyük ölçüde kısar. Sadece temel ihtiyaçlara yönelir.

· Şirket gelirleri baskılanır hatta azalır.

· Yatırımlarda yavaşlamalar görülür.

· İşsizlik düzeyinde ciddi artışlar yaşanır.

· Finansal piyasalarda dalgalanmalar görülebilir.

Resesyon ile Ekonomik Kriz Arasındaki Fark

Resesyon ve ekonomik kriz birbirinin yerine kullanılan kelimeler olsa da aslında aralarında belirli ayrımlar vardır. Resesyon ekonomik bir faaliyetin belirli bir oranda yavaşlamasıdır. Ekonominin küçülmesi olarak da tanımlanabilir. Fakat ekonomik kriz finansal sistemin ve bankacılık sektörünün döviz piyasalarının çeşitli sorunlar nedeniyle yavaşlaması veya gerilemesidir. Resesyonun önüne geçilmediği takdirde ilerleyen süreçlerde ciddi bir ekonomik krize dönüşebilir. Fakat her resesyon bir ekonomik kriz yaratacak anlamı taşımaz.

Resesyon Nasıl İlan Edilir?

Resesyon ilan edilmesi tek bir açıklama veya kriterle gerçekleşmez. Böyle durumlarda ekonominin resesyon döneminde olup olmadığını belirlemek için birçok faktöre bakmak gerekir. Ekonomik büyümeden istihdama hatta sanayi üretimine kadar birçok göstergeyi birlikte ele almak gerekiyor. Böyle durumlarda resesyon belirlenirken öncelikle gayri safiye yıllık hasılata bakılır. Aynı zamanda ekonomik büyüme konusunda bir inceleme yapılır. İstihdam ve işsizlik, sanayi üretimi, ticari harcamalar ve şirketlerin gelirleri gibi birçok önemli kriteri dikkate almak gerekir.

Resesyonun Temel Nedenleri

Resesyon birçok açıdan ortaya çıkabilir. Böyle durumlarda özellikle tüketimde ciddi bir zayıflama görülebilir. Aynı zamanda faizler yükselebilir veya yatırımlar azalabilir. Bununla birlikte resesyonun en temel nedenleri arasında şunları saymak mümkündür:

· Tüketici harcamalarının azalması en temel nedenlerden biridir.

· Faizin yükselmesi kredi maliyetlerini artırır ve bu da tüketicilerin harcamalarını olumsuz yönde etkiler.

· Ekonomide belirsizlik yaşanması şirketlerin yeni yatırımlar yapmasının önüne geçer.

· Fiyatlar hızlı bir şekilde yükseldiğinde tüketicilerin alım gücü düşer. Bu da daha az mal satılmasına neden olur.

· Savaşlar ya da enerji fiyatlarındaki ani yükselişler yine ülkelerin tedarik zinciri açısından sorun yaşamasına neden olabilir. Bu da ülkelerin bir ekonomik daralma sürecine girmesine sebebiyet verir.

Resesyonda Şirketler Neden Zorlanır?

Resesyon döneminde ekonomik bir daralma yaşanır. Bu da şirketlerin satış ve karlılıklarını doğrudan etkiler. Tüketicilerin harcamalarının azaltılması ve işletmelerin de yatırımlarını erteliyor olması özellikle sektörde birçok açıdan talebin azalmasına sebebiyet verir. Kiralar, enerji ve finansman gibi birçok alanda giderlerde artış yaşanır. Bundan dolayı yüksek borçla faaliyet gösteren şirketler resesyon karşısında zorlanabilir.

Tüketici Harcamalarının Azalması

Tüketici harcamalarının azalması resesyon döneminde en fazla görülen alışkanlıklardan biridir. Özellikle ekonomik belirsizlik nedeniyle birçok tüketici daha temkinli hareket eder. Bu dönemde iş kayıplarının yaşanması ya da gelirlerin azalması gibi durumlar kişilerin sadece temel gıdalar veya ihtiyaçlara yönelik alışveriş yapmasında temel etkendir.

Şirket Kârlılıklarının Düşmesi

Şirket karlılıklarının düşmesi yine resesyon döneminde beklenen bir durumdur. Satışların azalması şirketlerin paralel olarak gelirinin düşmesine neden olur. Birçok işletmenin sabit giderleri aynı hızda gerilemeyebilir. Fakat yüksek borçluluk gösteren veya kişiler için temel gereksinim üretimi yapmayan firmalarda resesyon döneminde bir karlılık düşmesi yaşanabilir.

Finansmana Erişimin Zorlaşması

Finansmana erişim bu dönemde oldukça zordur. Ekonomik belirsizlikler ne kadar çok artarsa banka ve diğer finansal kuruluşlar da kredi verirken biraz daha temkinli davranır. Herkesin kredi alamadığı gibi özellikle kredi maliyetlerinin de çok yüksek olduğu dönemlerdir. Böyle durumlarda finansmana erişim oldukça zordur. Bu da şirketlerin yeni yatırımlara yönelmesini ve stoklarını da finanse etmesini büyük ölçüde zorlaştırır.

Yatırımcı Güveninin Azalması

Resesyon beklentisinin olduğu dönemlerde yatırımcının piyasaya güvene azalır. Böyle durumlarda özellikle şirket karlarının düşeceğinin beklentisi birçok yatırımcının kendini güvenli limana çekmesine neden olur. Bu dönemlerde genellikle hisse senedi piyasalarında bir satış baskısı görülebilir. Bunun yanı sıra yüksek fiyat dalgalanmaları da yine görülebilecek durumlardandır. Yatırımcı güvenindeki düşüş hisse fiyatlarını etkilerken bir yandan da şirketlerin sermaye piyasalarından finans sağlama imkanlarına da olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

Defansif Sektör Nedir?

Defansif sektör ekonomik büyümenin azaldığı ya da resesyon gibi dönemlerde diğer sektörlere göre daha az etkilenen şirketlerin bulunduğu sektörlerdir. Bu sektörlerde faaliyet gösteren şirketler genellikle ürün ve hizmet konusunda günlük yaşama dair ihtiyaçları karşılar. Ekonominin zayıfladığı dönemlerde dahi tüketiciler bu ürünleri tüketmek durumunda oldukları için bu sektörler çok fazla ekonomiden etkilenmez.

Ekonomi zayıfladığında genellikle tüketiciler otomobil ve lüks ürünler gibi ihtiyaçları bir süre erteleyebilir. Fakat sağlık ya da gıda gibi temel gereksinimleri karşılamak zorundadır. Bu alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin bulunduğu sektörlere defansif sektör adı verilir.

Defansif Sektörlerin Ortak Özellikleri

Defansif sektörün özelliklerine bakıldığında ekonomik dalgalanmalara karşı daha dayanıklı oldukları söylenebilir. Genel olarak en temel özellikleri ise şunlardır:

· Bu sektörler temel ihtiyaçlara hitap etmektedir

· Genellikle ekonomik daralma dönemlerinde dahi satışlarında düşüş olsa dahi diğer şirketlere göre daha az bir düşüş gerçekleşir.

· Gelir akışı diğer firmalara göre daha öngörülebilir seviyededir.

· Resesyon riskine karşı özellikle dayanıklı bir süreç söz konusudur.

· Yatırımcılar tarafından güvenli Liman olarak görülen sektörlerdir.

Defansif ve Döngüsel Sektörler Arasındaki Fark

Defansif sektörler temel ihtiyaçlara yönelik olarak ürün ve hizmet üreten şirketleri kapsar. Ekonomik daralmalarda genellikle bu şirketlere olan taleplerde azalma olmaz. Aynı zamanda gelirleri ve satışları her dönemde stabil ilerler. Döngüsel sektörler ise ekonomik büyüme ve tüketici güvenine göre daha az etkilenir. Böyle durumlarda ekonomik büyüme gerçekleştiğinde bu sektörlerde satış ve karlılıklar da artar. Resesyon döneminde ise taleplerde bir düşme görülebilir. Bunun içinde temel olarak şu tabloyu inceleyebiliriz:

ÖZELLİKLER

DEFANSİF SEKTÖRLER

DÖNGÜSEL SEKTÖRLER

Ekonomik koşullara karşı duyarlılığı

Düşük

Yüksek

Resesyon talebi

Daha istikrarlı devam eder.

Daha fazla azalma gösterebilir

Büyüme dönemlerindeki performansı

Daha istikrarlı devam eder.

Daha güçlü ilerleme kaydeder.

Tüketici davranışları

Sınırlı davranış gösterir.

Daha belirgin yapıdadır.

Örnekler

Sağlık, temel tüketim, kamu hizmetleri vs

Otomotiv, turizm, lüks tüketim. inşaat

 

Neden Daha Dayanıklıdırlar?

Defansif sektörlerin daha dayanıklı olmasının sebebi temel ihtiyaçlara yönelik olarak üretim yapmasından kaynaklanır. Ekonomik daralmalarda da kişiler temel ihtiyaçlarından kısamayacakları için gelir ve satışlar bu sektörlerde daha stabil ilerler. Yani resesyon döneminde yatırımcıların daha fazla ilgisini çekebilecek sektörlerdir.

Resesyonda Güçlü Kalabilen Sektörler

Resesyon dönemlerinde ekonomik faaliyetlerde birtakım yavaşlamalar görülmektedir. Satış ve karlılık üzerinde ekonomik daralma nedeniyle bir baskı meydana gelir. Fakat bu dönemde her sektör aynı ölçüde sistemden etkilenmiyor. Sağlıktan temel tüketime kadar birçok sektör bu süreçten daha az etkileniyor. Çünkü bu alanlardaki ihtiyaçlar ertelenemez ölçüdedir.

Gıda ve Temel Tüketim

Gıda ve temel tüketim ürünleri insanların her dönemde kısmak ya da ertelemek istemediği ürünlerdir. Yaşamın devam etmesi için zaruri kabul edilen bu ürünler resesyon döneminde dahi talebin yüksek olduğu sektörlerdir. Resesyon döneminde güçlü kalan şirketler olmasının en temel nedenleri şunlardır:

· Temel ihtiyaçlara dayanan sektörlerdir. Yaşamın vazgeçilmezi olan temizlik, gıda harcamalarını kapsar.

· Talep görece çok daha istikrarlı bir şekilde devam etmektedir.

· Uygun fiyatlı ürünlere yönelim çok büyük bir destek sağlamaktadır.

· Düzenli satış potansiyelinin olması bu alanda daha düzenli gelir getirir.

· Geniş müşteri kitlesine ulaşımın mümkün olduğu sektörlerdir.

Sağlık Sektörü

Sağlık sektörü de resesyon döneminde güçlü kalan şirketler arasında yer alıyor. Çünkü sağlık insanların ihmal etmeyeceği bir alandır. Ekonomik daralma zamanlarda lüks ürünlerden feragat edilebilse dahi sağlık ve tedavi ertelenemez ihtiyaçlar arasındadır. İlaç talebi her dönemde süreklilik gösterir. Talep dalgalanmaları bu alanda daha sınırlı seviyededir.

Kamu Hizmetleri (Utilities)

Ekonomik daralma dönemlerinde talebin azalma göstermediği alanlardan birisi de kamu hizmetleri alanıdır. Elektrik, doğalgaz, su ve diğer ihtiyaçları karşılayan şirketlerin taleplerinde dalgalanma sınırlıdır. Resesyon döneminde güçlü kalan şirketler arasında yer alırlar. Hem düzenli gelir imkanları vardır hem de savunmacı özellik taşıyan alanlardır. Bu alanda talep çok daha düzenli ilerleme gösterir.

Telekomünikasyon

Resesyon döneminde güçlü kalan şirketler arasında telekomünikasyon sektöründeki şirketler de yer alıyor. İnternet ve veri hizmetleri gibi alanlar insanların gündelik yaşamlarında en önemli gereksinimler içerisindedir. Döngüsel sektörlere göre daha düzenli talebi olan sektörlerdir.

Savunma Sanayii

Savunma sanayi ekonomik daralma dönemlerinde diğer şirketlere göre daha dayanıklı bir sektördür. Burada harcamalar tüketici taleplerine bağlı değildir. Büyük oranda hükümetlerin bütçe kararları ve uzun vadeli savunma projelerini dikkate alan bir sektördür. Yani kamu bütçelerine bağlı olabilen bir sektördür. Aynı zamanda stratejik öneme sahip olan bir sektör. Bundan dolayı resesyon döneminde güçlü kalan şirketler arasında bulunur.

Resesyonda Zorlanan Sektörler

Resesyon zamanlarında tüketici harcamalarında belirli bir azalma görülür. Bazı sektörlerdeki şirketler bu dönemde yatırımlarını geri çekebilirler. İnsanların ekonomik alanda ileriyi göremiyor olmaları belirli ihtiyaçlarını ertelemelerine neden olur. Otomotiv, turizm, inşaat ve gayrimenkul gibi sektörler resesyonda zorlanan sektörler arasında yer alır. Fakat bu alandaki bir şirketin ya da sektörlerin zorlanması çok ciddi zararlar görebileceği şeklinde tanımlanmamalıdır.

Otomotiv

Otomotiv sektörü resesyonda zorlanan sektörler arasında yer alır. Bu dönemde genelde tüketicilerin otomotiv alandaki harcamalarında azalma görülebilir. Çünkü sektör yüksek maliyetlidir. Aynı zamanda taşıt kredi faizlerinde yine artışlar olması talebin azalmasına neden olabilir.

İnşaat ve Gayrimenkul

İnsanlar ekonominin belirsiz olduğu dönemlerde ev ve arsa gibi konularda çok fazla alım isteğinde olmazlar. Çünkü bu dönemlerde insanların kredi alabilme imkanları da kısıtlanır. Yüksek faizli krediler yerine daha uygun bir dönem bekleyişine girerler. Bu durum şirketleri de olumsuz etkiler. Talep azaldığından firmalar ellerindeki konutları satamadıklarında ve kredi alamadıklarında projelerini durdurma kararı alabilirler.

Lüks Tüketim

Lüks tüketim sektörü resesyondan en fazla etkilenen sektörlerden biridir. Çünkü pahalı arabalar ve evler insanların yaşamının devamı için vazgeçilmez değildir. Lüks tüketim ürünlerini tüketiciler ekonominin daraldığı zamanlarda erteleyebiliyor. Yüksek gelir grubunda olan tüketiciler dahi bu dönemlerde birtakım lüks tüketim kısıtlamasına gidebiliyor.

Turizm ve Havacılık

Turizm ve havacılık sektörlerinde birtakım kısıtlamalar görülebiliyor. Çünkü resesyon dönemlerinde insanlar ekonomik belirsizlik içerisinde oldukları için harcamalarını azaltma gereksinimi duyuyorlar. Zorunlu seyahatler ve uygun fiyatlı tatil olanaklarını değerlendirseler de yine de resesyonda zorlanan sektörler arasında turizm de önemli bir yer kaplıyor.

Perakende (İsteğe Bağlı Tüketim)

İsteğe bağlı tüketim insanlar için zorunlu olmayan tüketimdir. Bu tarz tüketimler ekonominin zorlandığı zamanlarda ertelenebilir olarak kabul edilir. Tüketiciler ekonomik belirsizlik yaşarsa mobilya ve giyim gibi ürünlerden bir süre feragat edebilirler.

Güçlü Şirketlerin Ortak Finansal Özellikleri

Ekonominin daralma gösterdiği dönemlerde bazı şirketler daha güçlü bir yapı sergiler. Bunlar faaliyetlerinde azalmaya gitmedikleri gibi verdikleri ürün ve hizmetlere de taleplerde azalma görülmeyebilir. Bununla birlikte taleplerde azalma olsa dahi bazı şirketler resesyonda güçlü yapısını korumaya devam eder. Bunların temel nedenleri ise şunlardır:

· Şirketlerin borç seviyeleri daha düşüktür. Bu dönemlerde şirket üzerindeki baskının azalmasında borçsuzluk önemli bir avantajdır.

· Faaliyetlerinden sürekli olarak nakit akışı devam eder.

· Nakit ve nakit olarak kullanılabilecek varlıklar yeterli olduğundan gelir kaybı yaşansa da durum kolay kapatılabilir.

· Öz kaynak yapıları çok daha güçlü şirketlerdir.

· Maliyetleri daha yönetilebilir seviyededir.

· Gelir kaynakları çeşitlendirilmiş yapıdadır.

Düşük Borçluluk

Şirketlerin çok fazla borcunun olmaması resesyondan daha az etkilenmelerini sağlar. Ekonomik daralma dönemlerinde birçok şirketin genelde gelirinde azalma olur. Fakat bankalara olan borçlarını ve faizleri ödemek zorundadırlar. Resesyon döneminde güçlü kalan şirketler ortak özellikleri arasında düşük borçluluk ilk sırada gelir.

Güçlü Nakit Akışı

Nakit akışı en önemli ortak özelliklerinden biridir. Şirketlerin faaliyetlerinden düzenli gelir üretmesi resesyon dönemlerinde gösterdikleri canlılığın en temel göstergelerinden biridir. Satışların yavaşlaması birçok şirketi çeşitli açılardan zorlar. Fakat nakit akışı güçlü olan şirket hem çalışanlarının maaşını ödemede zorlanmaz hem de finansman ihtiyacı açısından bankalara bağımlı hale gelmez.

Düzenli Kârlılık

Düzenli karlılık şirketlerin ekonominin belirsiz olduğu dönemlerde şirketleri ayakta tutan bir özelliktir. Belirli bir düşüş yaşayan satış durumları normal karşılanır. Fakat maliyet kontrolü ile karlılıklarını devam ettirdiklerinde resesyondan daha az etkilenirler. Tek bir yıl verilerine bakmak yanıltıcı olsa da şirketin resesyondaki gücünü görmek için birkaç yıllık kar marjını incelemek daha doğru olur.

Fiyatlama Gücü

Resesyon döneminde güçlü kalan şirketler fiyatlama gücü yüksek şirketlerdir. Genelde şirketlerin maliyeti belirli dönemlerde yükselir. Bir ürünü ya da hizmeti şirket daha yüksek fiyatla maliyetlendirebilir. Bu durum karşısında şirketin ürünün ve hizmetin fiyatını yükseltebilmesi önemlidir. Bu durum da hem marka kalitesine hem müşteri sadakatine hem de pazardaki duruşuna bağlı gerçekleşir.

Sağlam Bilanço

Şirketlerin sağlam bilançoya sahip olması finansal yapının da güçlü olduğu anlamını taşımaktadır. Resesyon gibi ekonominin daraldığı zamanlarda bilançonun güçlü olması şirketi birtakım baskılardan koruyacaktır.

Tarihten Örnekler

Geçmiş dönemlerde şirketler farklı şekillerde etkilenmişlerdir. Her şirket ekonomik daralma karşısında aynı tepkiyi vermemiştir. Bazı şirketler stabil devam ederken bazıları da sürece uygun şekilde küçülmeye ya da daralmaya gitme kararı almışlardır. Resesyonun nedeni ve koşulları farklı da olsa geçmişte bazı şirketlerin daha güçlü durabildiğini göstermektedir. Tarihten birkaç örneği inceleyerek durumu daha iyi bir şekilde kavrayabiliriz:

2008 Küresel Finans Krizi

2008 küresel finans krizi konut ve gayrimenkul başta olmak üzere bankacılık gibi birçok sektörü derinden etkiledi. Krediler daha sıkı koşullara bağlı olarak verildi. Bunun yanında belirli sektörlerde talepler büyük azalma gösterdi. 2008 resesyon döneminde güçlü kalan şirketler yine sağlık, temel tüketim şirketleri oldu.

COVID-19 Dönemi

COVID-19 dönemi küresel ekonomide hızlı bir daralmanın yaşandığı dönemlerdendir. Turizm ve konaklama gibi alanlar doğrudan olumsuz etki alan sektörler arasında bulunuyor. Bunların yanında e-ticaret, sağlık ve teknoloji alanında şirketler daha güçlü varlıklarını devam ettirdiler.

2022-2023 Yüksek Enflasyon Dönemi

2022-2023 dönemlerinde yüksek enflasyon yaşanması küresel ekonomide birtakım zorlanmaların yaşanmasına neden oldu. Özellikle Rusya ve Ukrayna savaşı birçok ülkenin ekonomisini ciddi oranda etkiledi. Bu dönemlerde merkez bankaları enflasyonu kontrol altında tutmak için faiz oranlarını yükseltme çalışmaları da pek sonuç vermedi. Kredi maliyetleri artırılmış ve bu da tüketicilerin harcamalarını olumsuz etkilemiştir.

Bu Dönemlerde Hangi Sektörler Daha Dirençliydi?

Resesyon döneminde güçlü kalan şirketler temel tüketim ve sağlık alanında faaliyet gösteren şirketlerdi. Temel tüketim alanında gıda, temizlik, kişisel bakım gibi temel ihtiyaçların karşılandığı alanlardır. İlaç ve temel sağlık hizmetleri alanlarında faaliyet gösteren firmalar da gücünü korumaya devam etti.

Warren Buffett Resesyon Dönemlerinde Nasıl Yatırım Yapıyor?

Warren Buffett yatırım yaklaşımı konusunda dünyada en fazla örnek alınan yatırımcılar arasında yer alıyor. Ona göre resesyon dönemleri kaçınılması gereken bir dönemden çok değerlendirilmesi gereken fırsattır. Resesyonda yaşanan sert düşüşler baz güçlü şirketlerin daha uygun fiyata değerlendirilme avantajı doğurur. Buffet bu yaklaşımının temelinde uzun vadeli şirket değerine odaklanmayı seçer. Yani piyasalar düşerken hisse ne kadar gerilerse gerilesin şirket ekonomik olarak dayanıklı ise yatırımını gerçekleştirebilir.

Kaliteli Şirket Yaklaşımı

Buffett resesyon dönemlerinde yatırım açısından kaliteli şirketlere yönelmeyi tercih ediyor. Yatırım yaparken sadece hissenin ucuz ya da pahalı olmasına odaklanmıyor. Uzun vadede ne kadar değer yaratabileceğine dikkat ediyor. Resesyon döneminde güçlü kalan şirketler kalite açısından şu özellikleri öne çıkıyor:

· Kaliteli şirketlerin bilançoları güçlüdür. Nakitleri yeterlidir ve öz kaynak yapısı çok sağlamdır.

· Faaliyetlerinden dolayı sürekli olarak nakit üreten şirketlerdir.

· Yıl boyunca istikrarlı bir şekilde kar üretirler ve resesyon gibi dönemlerden daha az etkilenirler.

· Patent, geniş dağıtım ağı ve maliyetin düşük olması gibi birçok konuda rekabet ağları geniştir.

· Yönetimleri son derece iyi ve sermayelerini verimli kullanan şirketlerdir.

Uzun Vadeli Bakış Açısı

Resesyon döneminde genelde piyasalarda kısa vadeli hem dalgalı hem de sert hareketler görülür. Bu durum hisse fiyatlarında düşmeye neden olur. Yatırımcıların geleceğe yönelik endişelerini artırır. Endişeye düşen yatırımcı ise yapmaması gereken bir hatayı yapar ve panik satışına yönelir. Fakat uzun vadede şirketlerin uzun sürede ne kadar kar ve nakit üretme kapasitesi olabileceğine odaklanmak gerekir. Warren Buffet de bu şirketlerin kısa vade değerlendirmesinden çok uzun vadede izleyeceği yolu inceler.

Nakit Yönetimi

Buffet yatırım süreçlerinde nakit bulundurmanın stratejik avantaj olduğundan bahsediyor. Piyasada çok sert yaşanan düşüşlerde firmaların nakit pozisyonlarını koruması gerektiğini vurgulamıştır. Nakit yönünden güçlü olan şirket hem zorunlu satışlardan kaçınabilir hem de düşük fiyatları daha iyi değerlendirebilir.

Ünlü Yatırımcıların Benzer Stratejileri

Yatırım dünyasında Warren Buffett gibi çok sayıda isim bulunuyor. Benjamin Graham ve Howerd Marks gibi ünlü yatırımcılar da ekonomik daralma dönemlerinde farklı yaklaşımları ile öne çıkmışlardır. Örneğin Benjamin Graham şirketlerin gerçek ya da tahmini değerini baz alarak bu değerin altında yatırım yapmanın önemli olduğunu vurgulamıştır. Bu da güvenlik marjı olarak finans dünyasında yerini almıştır. Peter Lynch ise yatırımcıların şirketleri ve sektörleri çok iyi araştırmaları gerektiğine değinmiştir. Howard Marks ise riski yönetmenin en doğru adım olduğunu savunmuştur.

Resesyonda Yatırımcıların Yaptığı En Büyük Hatalar

Resesyonda yatırımcılar ani ve sert düşüşler ekonomik belirsizlik yaratır. Yatırımcılar bu ekonomik belirsizlikler karşısında duygusal kararlar verme eğilimi gösterebilir. Bu açıdan resesyonda yatırımcıların yaptığı en büyük hatalar bilindiğinde bu tarz durgunluk dönemlerine karşı daha temkinli olunabilir. Genelde yatırımcılar şu hataları yapıyor:

· Panik satışları

· Düşen her hissenin fırsat olarak görülmesi

· Çok borç alınarak yapılan yatırımlar

· Tek sektöre yoğunlaşma düşüncesi

· Kısa vadeli yapılan tahminlere karşı çok iyimser yaklaşmak

· Şirketlerin bilançolarını incelememe

· FOMO’ya kapılmak

Panikle Satış Yapmak

Yatırım dünyasında en çok yapılan hata panik satışları yapmaktır. Yatırımcılar ani ve sert düşüşler karşısında genelde zararın neresinden dönülse kardır düşüncesi ile panik satışı yapabiliyor. Fakat bu son derece hatalı bir davranıştır. Hisse senetleri kısa vadede sert düştüğünde endişelenebilirsiniz. Böyle zamanlarda sakinliği korumak ve satış işleminden uzak durmak gerekir. Her hisse fiyatındaki düşüş şirketlerin değerinin tamamen yok olduğu anlamını taşımıyor.

Tüm Hisseleri Aynı Görmek

Resesyonda yapılan hatalar içerisinde tüm hisseleri aynı potada değerlendirmek de bulunuyor. Yatırımcıların her şirketi aynı düzeyde değerlendirmemesi gerekiyor. Şirketlerin borçluluk oranları ve gelir kaynakları birbirinden farklıdır. Bunların yanında sağlık ve temel tüketim sektörleri daha defansif sektörlerdir. Bunlar döngüsel şirketlerle birlikte değerlendirilmemelidir.

Sadece Düşük Fiyatlara Odaklanmak

Hisse fiyatlarında sadece düşük fiyatlara odaklanmak da resesyonda yatırımcı hataları arasındadır. Bir hisse eski dönemde 50 TL’den işlem görüp sonra 25 TL’ye düşerse bu onun ucuz olduğu algısı yaratmamalıdır. Bu değerlendirmeyi yaparken şirketin gelirleri karlıkları gibi birçok durumu da dikkate almak gerekiyor.

Portföy Çeşitlendirmesini İhmal Etmek

Yatırımcılar portföylerini çeşitlendirmek yerine tek bir ürüne yatırım yaparak da ciddi bir hata yapıyor. Resesyon döneminde portföy riski yüksek olur. Böyle zamanlarda portföyü çeşitlendirmek değer kayıplarında bir dengeleme yaratabilir.

 

Resesyona Hazırlanmak İsteyen Yatırımcılar İçin Öneriler

Resesyona hazırlanmak isteyen yatırımcılar için en önemli öneri portföyü çeşitlendirmek olacaktır. Tek bir şirket ya da sektör üzerinden yatırım yapmak yerine farklı fırsatları da değerlendirmek gerekiyor. Borçluluğu düşük şirketleri incelemek ve nakit akışına dikkat etmek gibi birçok önemli öneriyi dikkate almak gerekir. Resesyona hazırlanmak isteyen yatırımcılar için öneriler arasında şunlardan bahsedebiliriz:

Portföy Dağılımı

Portföy dağılımı bu sürece hazırlanmak riski yönetmek için önemli bir adımdır. Tüm sermayenizi tek bir alana yatırmak riskli olabilir. Birden fazla alana yatırdığınızda bir taraf düşse dahi diğer tarafta bir yükseliş olacaktır. Temel tüketim ve sağlık gibi alanlarda yatırımlarınız resesyondan daha az etkilenecektir.

Nakit Rezervi

Resesyon dönemlerinde yatırımcıların en büyük kurtarıcısı nakit rezervleri olacaktır. Finansal esneklik sağladığı için hem satış baskısı ile karşılaşmaz hem de düşen kaliteli hisselere yatırım gerçekleştirebilirsiniz. Beklenmedik giderleri de daha iyi karşılama fırsatı vardır.

Düzenli Yatırım

Düzenli yatırım piyasaların yükseldiğinde ve düştüğünde devam eden yatırımdır. Yani yatırımcı her dönemde belirli miktarda yatırımını yapmaya devam eder. Her ay belirli miktarda yatırıma ayrılan para farklı fiyat seviyelerinden alım yapılmasına olanak tanır. Uzun vadede bu alımlar dengelenir.

Risk Yönetimi

Resesyon dönemlerinde yatırımcıların risk yönetimi için çok yönlü düşünmesi gerekiyor. Bu dönemde yalnızca hangi hisselerin alınacağı kadar ne kadar kayıp göze alınacağını da hesaplamak gerekiyor. Aşırı borçlanmamak gibi konularda titizlikle hareket etmek gerekiyor. Yatırım kararlarında ise duygusal yaklaşımdan kaçınılmalıdır.

Uzun Vadeli Bakış Açısı

Resesyon döneminde yatırımcılara tavsiye olarak uzun vadeli bakış açısı da önemlidir. Piyasalar bu dönemde kısa vadede beklentileri karşılamayabilir. Dalgalanmaların fazla olduğu bir dönemdir. Böyle anlarda her zaman uzun vadeli yatırıma geçmek gerekiyor.

Sonuç

Resesyon döneminde güçlü kalan şirketler genel olarak defansif yapıda olan şirketlerdir. Bunlar temel ihtiyaçlara, gıdaya ve sağlık alanına yönelen şirketler olduğundan ekonomik daralma süreçlerinden de olumsuz yönde etkilenmezler. Resesyon dönemleri hem şirketler hem de yatırımcılar açısından zorlu bir dönemdir. Tarihte yaşanan örnekleri de incelersek bu dönemlerden çıkarılması gereken birçok önemli ders bulunmaktadır.

Çıkarılacak Temel Dersler

Resesyon dönemlerini tarihsel süreçte incelersek çıkarılması gereken en temel nokta her şirketin bu süreçten aynı oranda etkilenmediğidir. Sektör, iş modeli gibi konularda her şirket kendi yapısına göre etkilenir. Bunun yanında şirketler için güçlü bir bilanço daima büyük avantaj kabul edilir. Ucuz hisse her zaman çok iyi yatırım olarak değerlendirilmemelidir. Bunun yanı sıra çeşitlendirme riskleri azaltabilir ve nakit rezervlerde daha esnek hareket edebilme şansı verir. Bu dönemde her yatırımcının uzun vadeli düşünmesi de önemli bir detaydır.

Kısa Vadeli Korkular Yerine Uzun Vadeli Planın Önemi

Uzun vadeli plan yapıldığında yatırımcı duygusal karar verme riskini yaşamaz. Aynı zamanda yatırımcı sürekli en yüksek ve en dip noktaları yakalama baskısından kurtulur. Şirketlerin gerçek değerine odaklanmak uzun vadeli planlama ile mümkün olur. Ekonomik anlamda toparlanmak uzun vadede daha kolaydır. Bunların yanında uzun vadeli planlama yapmak yatırımın düzenini de korur.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Resesyonda Hangi Sektörler Daha Güvenlidir?

Resesyonda defansif sektörler daha güvenlidir. Sağlık ve temel tüketim gibi alanlarda hizmet veren firmaların satışları ve karlılıkları resesyondan çok fazla etkilenmez.

Resesyonda Bankacılık Hisseleri Nasıl Etkilenir?

Resesyondan fazla etkilenen sektörlerden biri bankacılıktır. Bu dönemde kredi taleplerinde değişimler olur. Faiz oranları artar ve ekonomik faaliyetler yavaşlayabilir.

Resesyonda Temettü Hisseleri Avantajlı Mıdır?

Düzenli temettü ödemesi yapan firmalar avantajlıdır. Fakat istikrarlı nakit akışı sağlayabiliyor olmaları gerekir. Fakat temettü ödemesi her zaman garanti görülemez.

Resesyonda Altın Mı Hisse Senedi Mi Daha İyi Performans Gösterir?

Kesin olarak cevap vermenin mümkün olmadığı bir sorudur. Altın bazı ekonomik belirsizlik dönemlerinde güvenli liman kabul edilebilir. Fakat güçlü hisseler de yatırımcıya uzun vadede avantajlar sağlar.

Resesyon Ne Kadar Sürer?

Resesyon için net bir süre önceden kestirilemez. Bu durum ortaya çıkan nedenlere bağlıdır. Bazı resesyon dönemleri birkaç ay sürerken bazıları yıllarca sürebilir.

Resesyonda Yatırım Yapmak Mantıklı Mı?

Uzun vadede güçlü şirket hisselerine yatırım yapmak mantıklı olabilir. Fakat seçile şirketin bu tarz ekonomik daralma zamanlarında istikrarını koruması önemlidir.

Defansif Sektör Ne Demektir?

Ekonomik durgunluk zamanlarında diğer şirketlere göre daha az etkilenen ve istikrarını koruyan şirketlerin bulunduğu sektördür. (gıda, temel ihtiyaçlar, enerji, savunma)

Resesyon ile Durgunluk Aynı Şey Midir?

Resesyon ve durgunluk aynı kavramlar değildir. Resesyon ekonomik faaliyetlerde ortaya çıkan yaygın bir daralma sürecidir. Durgunluk ise genel olarak büyümenin yavaşlamasıdır.

Yorum Gönder

0 Yorumlar